Hafıza Teknikleri Nimonikler | Devis'So Psychology Engineering

Hafıza Teknikleri Nimonikler

Written by on Aralık 28, 2015 in Eğitim ve Öğrenci Koçluğu - No comments
Selçuk DEVECİ

Selçuk DEVECİ

Nimonik  mnemonic,  yardımcı bir öğrenme tekniğidir. Bir takım hatırlatıcılarla bilgilerin hafızadan daha kolay çağrılması hedeflenmiştir. Özellikle uzun süreli hafızayı geliştirmede ve öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir teknik olarak kullanılır. Bu teknik sayesinde hatırlama sürecinin etkinliği artar ve bilgiler kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya daha kolay bir şekilde taşınır. Nimonik tekniği genellikle sözlü şeylerin hatırlanmasında kullanılır. Örneğin bir şiirin ezberlenmesinde ya da bir listenin akılda tutulmasında kullanılabilir. Bunun yanında nimonik görsel, işitsel ya da kinestetik olarak da kullanılabilir. Bu teknik hatırlanması zor olan şeyleri, hatırlanması kolay şeylerle ilişkilendirip daha etkin bir şekilde hafızadan geri çağırma yöntemi olarak özetlenebilir. Yapılan araştırmalarda insan zihninde rastgele dizilere göre; mekansal, kişisel, şaşırtıcı, fiziksel, cinsel, esprili ya da başka anlamlı bilgilerin çok daha kolay bir şekilde hatırlandığı gözlemlenmiştir.

Arthur da pi sayısını ezberlemek için Nimonik yöntemlerinden faydalanmış. “Nimoniklerin ne olduğunu öğrendikten sonra mümkün olan her yerde uygulamaya çalıştım. Yeni öğrendiğim yolları, günlük olayları, konuşmaları, deyimleri, yüzleri, isimleri, konferansları ve kitapları bu yöntemle aklımda tutmaya çalıştım. Nimonikleri doğal olarak yabancı dil öğrenmek için de kullandım. Bu sayede saatte 1000′ e yakın kelimeyi nasıl ezberleyebileceğimi öğrendim. Yalnız sözlerimden, 40 saatinizi ayırıp 4000 kelimeyi 5-6 günde mükemmel bir şekilde ezberleyebileceğiniz gibi sonuçlar çıkarmayın.”

Hafıza yarışmalarında Nimonik yöntemini kullanan katılımcılar saatte 300’den fazla yabancı kelime ezberleyebiliyor. Peki bu kişiler neden birçok dili ustaca konuşan kişilere dönüşmüyorlar? Çünkü katılımcılar yarışmanın ertesi günü ezberledikleri 300 kelimeden 50’sini bile zor hatırlıyor. Dahası ezberlerindeki bu 50 kelimeyi gerçek hayatta duyduklarında anında ayırt edemiyorlar.

Bir sözcüğü aktif kelime hazinenize katmak için kelimeyle onlarca defa metinlerde karşılaşmanız, diyaloglarda duymanız ve en önemlisi de konuşurken kullanmanız gerekir. Bu, Nimonik yöntemiyle öğrendiğiniz kelimeler için de geçerli. Bu kelimeler, siz kullanana kadar pasif kelime hazinenizde saklanır. Kullanmaya başladığınızda ise görsel imgeler olmadan doğrudan hatırlayabildiğinizi göreceksiniz.

Bu noktada Nimonik yönteminin kullanışlılığı sorgulanabilir. “Madem yeterince tekrarlandığında kelimeler ezberlenebiliyor, o halde neden gözümüzde imgeler canlandırmaya çalışarak vakit kaybedelim ki?” diye düşünebilirsiniz. Bu durumda Nimoniğin avantajlarını ve dezavantajlarını tartıya koymamız gerekiyor:

AVANTAJLARI: Nimonikler ezberi hızlandırıyor. Bir imge oluşturuyorsunuz ve sözcük pasif kelimeleriniz arasına ekleniyor. Kelimeleri imgeler ve çağrışımlar olmadan ezberlemek mümkün olmuyor.

DEZAVANTAJLARI: İmge oluşturmak zaman alabiliyor. Görsel imgeler bir kelimeyi kolayca hatırlamayı sağlamaz. Diyelim ki “conclusive” kelimesinin “inandırıcı” olarak ezberlemek istiyorsunuz. Kelimeyi nasıl görselleştirmek gerekir dersiniz?

Sonuç olarak Nimonikler ancak ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilir. İhtiyaç duyulan ve duyulmayan durumları şöyle değerlendirebiliriz:

Çağrışımlar kelimeyi kendiliğinden tanımlamaya yeterli olduğunda Nimonikler ezberi hızlandırmaya yarayacaktır.

Örneğin:

pillar (sütun): diyelim ki sütunlar betondan değil de pillerden yapılıyor.

wrap (paketlemek): Kelimenin okunuşu Türkçede “rep” kelimesine benziyor. Rep dinleyerek paketleme yapan mağaza çalışanları hayal edilebilir.

Çağrışım bulmanın zor olduğu kelimeler tekrar yöntemiyle daha kolay ezberlenir.

Örneğin:

contemplate: düşünüp taşınmak, kafa yormak

contemporary: modern, çağdaş

contempt: hor görmek

condemn: kınamak

“con” ile başlayan pek çok kelime var. “con”u her seferinde muhafaza etmek anlamına gelen “conserve kelimesiyle ilişkilendirirseniz her şeyi karıştırmaya başlarsınız. Aynı zamanda yalnızca “con” ile başlayan kelimeler için hatırlamaya yardımcı özel bir imge oluşturabilirsiniz. Fakat bu yöntem hafıza yarışmalarında kullanılan hızlı ezberler için daha uygun olur. Üstelik fazladan çaba ve zaman kaybı demektir.

Eğitimde Sistematiklik

Arthur, pi sayısının 22,528 basamağını aklında tutabilmek için yaklaşık 2 ay çalıştı. Bundan sonra da konsantrasyonuna bağlı olarak 10-20 dakika süren alıştırmalarla günde 1000 basamağı tekrar ederek yaklaşık 6 ay hafızasında tutmaya devam etti. Rekordan önceki bir ay boyunca sayının tamamını günde 5 – 10 saatini ayırarak tekrar ediyordu.

Şimdi bir analojiye başvuralım: Arthur, iki sayı ezberlemek için bir imge kullandı. Bir yabancı kelimeyi öğrenebilmek için kelimenin kendisi ve anlamı için iki ayrı imgeye ihtiyaç duyacaktı. Eğer İki sayı iki imge olsaydı, iki kelime de dört imge demek olurdu. 22,528 basamak da böylece 5,632 kelimeye denk gelirdi (22,528/4). Konumuz gereği Arthur’un yeni bir dil öğrenmeye çalıştığını farz edersek, sözcük dağarcığına 5000’den fazla kelime katmış oluyor. Arthur’a göre sistematik olmak ezberde çok önemli bir yer tutuyor. Bu yüzden de tekrara mutlaka en az 10 dakika ayırmak gerek. Etkili dil öğrenimi çoğunlukla günlük bazda çalışmayla gerçekleşiyor.

Çok Dilliler Hakkında Birkaç Hikâye

Ünlü arkeolog ve girişimci Heinrich Schliemann 10’dan fazla dili akıcı bir şekilde konuşabiliyordu. Öğrendiği dili ana dil olarak konuşanlarla kolayca iletişim kuracak seviyeye gelmesi yaklaşık 6 haftasını alıyordu. Belki de bu onun doğal yeteneğiydi? Rahatlıkla böyle bir sebep öne sürülebilir. Ancak Schlieman’ın yeni bir dil öğrenmeye başladığında boş vakitlerini tamamıyla buna ayırdığını belirtmekte fayda var. İlgilenenler Schliemann’ın dil öğrenme süreci hakkındaki gerçekleri ve sonuçları kısaca açıklayan bir makale bulabilir.

Dünyadaki ilk simultane tercümanlardan olan Kato Lomb da birçok dil bilmesiyle ünlü. Lomb yeni dilleri roman okuyarak öğreniyordu. Daha sonra gramer kitaplarına bakarak dil bilgisi kurallarını kendi kendine anlamaya çalışıyordu. Çok sıkı ve zor bir öğrenme yöntemi seçmişti, çünkü altyazılı videolar ya da etkileşimli derslerden faydalanmıyordu. Sadece orijinal dilde bir kitap ve bir de sözlük kullanıyordu. Peki, bu yöntemle nasıl 10 dil öğrenebildi? Cevabını “Nasıl Dil Öğreniyorum?” adlı kitabından iki alıntıyla verelim:

“Eğer günde bir ya da bir buçuk saatinizi ayıramıyorsanız bu yöntem, ya da aslına bakarsanız başka hiçbir yöntem, istenilen sonucu vermeyecektir.”

“Zor bir deneyim, ancak herkesin tatması gerek. Haftada, hatta ideal olarak günde belli sıklıklarla öğrenme seansları yapılmadığı sürece harcanan zaman boşa gidecektir.”

Günlük Çalışmanın Gerekliliği Nasıl Açıklanabilir?

Boşuna Emek

Anlamı olmayan hecelerin ezberlenmesi üzerine deneyler yapan Alman psikolog Herman Ebbinghaus 19. yüzyılın sonunda ilginç bir davranış biçimi keşfetti. Hecelerin unutulma oranı başlarda çok yüksek olmasına karşın zaman geçtikçe bu oran azalıyordu.

Salı ve Cumartesi günleri 4’er saat olmak üzere haftada toplam 8 saat İngilizce çalışmaya karar verdiğinizi varsayalım.

Her gün yapılan derslerin avantajı, her kelimeyi ya da kurallar dizisini unutmadan önce tekrar edebilmektir. Her gün çalışmanın gerekliliğini bilmesine rağmen birçok kişi kendini kandırmayı seçiyor. “Bugün meşgulüm, yarın ya da bir sonraki gün çalışmaya başlarım.” diye kendini kandıran pek çok kişiyle karşılaşmışsınızdır. Sonuç ne peki? Kelimeleri ve kuralları ezberliyor, daha sonra bunları unutup her şeyi baştan öğrenmek zorunda kalıyoruz. İşte bu yüzden de bir dili 3-4 ay değil de birkaç yıl boyunca çalışmak gerekiyor. Dil öğrenirken en baştan itibaren disiplinli olmak şart. Bunun için yalnıza şu iki kurala uymanız yeterli olacaktır:

1. Günde 30 dakikanızı tamamen dil öğrenmeye ayırın.

2. Gün içinde trafik sıkışıklıklarında, sıralarda ve yolculuklarda geçen zamanı ek çalışmalar için kullanın.

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.